Eco sarkacı durdu
‘Gülün Adı' ve ‘Foucault Sarkacı' adlı romanlarıyla geniş okur kitlelerine ulaşan İtalyan yazar, bilimadamı ve düşünür Umberto Eco, önceki akşam Milano'daki evinde 84 yaşında hayata veda etti. Aynı zamanda Ortaçağ estetiği ve göstergebilim uzmanı olan Eco, bir süredir kanser tedavisi görüyordu.
Umberto Eco'nun alışılmışın dışında ve cesaret verici bir yazarlık hikâyesi var: Romanlar ve öyküler yazmaya 8 yaşında başlayıp 15 yaşında “edebî;” hayatına upuzun bir ara vermiş. Yeniden bir roman yazmak üzere kalemi eline aldığında 50 yaşın eşiğindeymiş. O da, tıpkı Raymond Chandler ve Penelope Fitzgerald gibi, 40'ından sonra roman yazmaya başlayıp edebiyat tarihine unutulmaz yapıtlar kazandıran isimler arasında sayılabilir. Eco yazarlık serüvenini anlattığı denemesinde, gecikmiş romancılık cüretiyle otuz yıllık “mütevazı bekleyişi” arasında bir ilişki olduğunu ima eder. Bu gecikmişlik koleksiyonculuğu için de geçerlidir. Dünyanın en değerli kütüphanelerinden birine sahip olan yazar, 50 yaşından sonra gerçek bir bibliyofil olduğunu söylüyor.
Milano'daki evinde 84 yaşında hayata veda eden Umberto Eco uzun süredir kanserle savaşıyordu. Onun için kullanılan sıfatlar bir bakıma entelektüel kimliğinin tarifi: Romancı, denemeci, bilim adamı, eleştirmen, filozof, akademisyen…
48'İNDE ROMAN YAZDI, 45 DİLE ÇEVRİLDİ
İlk romanı Gülün Adı (1980) yazarı dâhil herkesi şaşırtan bir biçimde ilgi gördü. (Roman daha sonra La Repubblica gazetesiyle birlikte verildiğinde gazetenin satış rakamı üç katına çıkmıştı.) Eco o romanda kitap tutkusu, tarih ve polisiyeyi ustaca harmanlar. Yine Ortaçağ izleklerinden ve postmodern oyunlardan vazgeçmediği Foucault Sarkacı ve Baudolino gibi sonraki romanlarında çıtayı düşürmese de Umberto Eco'nun adı hep 45 dile çevrilen Gülün Adı'yla anıldı. Saygın bir akademisyenin çok satan bir romancıya dönüşmesi kuşkusuz sıra dışı bir olaydı. Romancı kimliği Eco'nun “halk aydını” (public intellectual) olarak ünlenmesine de yardımcı oldu. Artık Irak Savaşı'ndan internetin hayatımızdaki yerine kadar birçok güncel konuda ne söyleyeceği merak edilenlerden biriydi.
KENDİNE ÖZGÜ BİR MİZAHI VARDI
Aydın kimliği Ortaçağ tarihi üzerine incelemelerinin de dolaşıma girmesini sağladı. Her akademisyenin çekmecesinde gizli bir roman taslağı bulunduğunu söyleyen Eco'nun kendine özgü bir mizah anlayışı vardı (Gülün Adı romanında rahiplerin, Aristoteles'in komedi türünü anlattığı kitabını saklamak için birbirini öldürmesi boşuna değil.) Yazar geçen yıl yayımlanan son romanı Sıfır Sayı'da da ülkesiyle inceden alay ediyordu.
Umberto Eco'nun bütün yapıtı Ortaçağ etrafında şekillendi ama o, çağının da çocuğuydu. İtalya'da faşizmin yıkıldığı güne dair anısını şöyle anlatır: “Annem beni gazete almaya gönderdiğinde gazete başlıklarının farklı olduğunu gördüm. Bir gazetenin ilk sayfasında beş altı siyasi parti tarafından imzalanmış bir bildiri vardı. O güne kadar her ülkede sadece bir parti olduğunu sanıyordum.”
Hayatı boyunca akademi ve edebiyatı bir arada götüren Eco eleştirilere de konu oldu. Edebiyatçılar yeteneğini, akademisyenler akademik yeterliliğini sorguladı. O, bu eleştirileri pek ciddiye almamış ve iki entelektüel uğraş arasında bir çelişki bulunmadığını savunmuştu.
Yazar, soyadından dolayı (“Eco” İtalyancada “yankı” demek) kendisine çocukluğundan beri yapılan şakalardan söz etmişti bir keresinde: Çocuklar (ve büyükler) Eco'ya hep “Her şeye ilk cevap veren sensin”, “Sen vadilerde çınlıyorsun” derlermiş. Eco bir yerden sonra bu şakaları klişe bulduğunu söyler. Bazen klişe kaçınılmaz oluyor: Umberto Eco'nun sesi kitaplarında hep yankılanacak.
Orhan Pamuk ve Umberto Eco, Boğaziçi Üniversitesi'nin 150. yıl etkinlikleri çerçevesinde Nisan 2013'te düzenlenen toplantıda bir araya gelmişti.
Romancı, tarihçi, antropolog, filozof...
5 Ocak 1932'de İtalya'nın Alessandria şehrinde doğan Umberto Eco, göstergebilime katkılarıyla tanındı. Yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Thomasçılık akımı üzerine yaptı. Tarihçi, filozof, antropolog, Ortaçağ uzmanı olan ve James Joyce üzerine araştırmalarıyla bilinen Eco, 1962'de Torino Üniversitesi'nde doçent, 1969'da Floransa Üniversitesi'nde görsel iletişim dalında profesör oldu. 1971'de Bologna Üniversitesi'ne geçti ve 1975'te üniversitenin Gösteri ve İletişim Bilimleri Enstitüsü'nün başına getirildi. 1993'te Indiana Üniversitesi'nden fahri doktora aldı. Baudolino, Prag Mezarlığı ve Sıfır Sayı adlı kitapları ile onun editörlüğünde hazırlanan Ortaçağ dizisi birçok dile çevrildi. İtalya'nın en önemli edebiyat ödülü Premio Strega'ya ve Fransız Légion d'Honneur'a değer görülen Eco, aynı zamanda Amerikan Sanat ve Edebiyat Akademisi'nin onursal üyesiydi.